Ağrının Sınıflandırılması ve Ağrı Tipleri

Bu gönderiyi oylayın
[Toplam: 1 Ortalama: 5]

Her insan hayatının farklı dönemlerinde, farklı nedenlere bağlı olarak ağrılar yaşayabilir. Yaşanan ağrıların nedenlerinin tespit edilmesi, doğru tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi adına büyük önem taşır. Bugüne dek bilinen tüm ağrılar ve bu ağrılar üzerine yapılan araştırmalar sonucunda bazı sınıflandırmalar ortaya çıkmış, ağrı tipleri tespit edilmiştir. Böylelikle teşhis ve tedavi çok daha kolay şekilde planlanabilir hale gelmiştir. ,

Kaç Tür Ağrı Sınıflandırması Vardır?

Bugüne kadar yapılmış olan birbirinden farklı ağrı sınıflandırmaları olmakla birlikte, bunların büyük ölçüde birbirlerine yakın olduğunu söylemek mümkün. Örneğin bazı ağrılar anatomik ve etyolojik olarak sınıflandırılır. Aslında burada belirleyici olan ağrının gerçekleştiği bölge ya da ağrıya neden olan faktörlerdir. Örneğin anatomik olarak yapılan sınıflandırmalar bel ağrısı ya da baş ağrısı gibi değerlendirilirken, etyolojik ağrılar kanser ağrısı, lomber disk hernisi ve benzeri şekilde tanımlanır. Ağrılar konusunda yapılmış olan en yaygın sınıflandırma ağrının zamansal zeminine, mekanizmasına ve kaynaklandığı bölgeye göre yapılan sınıflandırmadır. Her ne kadar farklı sınıflandırma şekilleri bulunuyor olsa da, ağrıyı zamansal, mekanizmaya göre ve kaynaklandığı bölgeye göre olmak üzere 3 grupta sınıflandırabiliriz.

Ağrının Sınıflandırılması ve Ağrı Türleri

Zamansal, mekanizmalarına göre ve kaynaklandığı bölgeye göre sınıflandırılan ağrılar, kendi içlerinde de farklı gruplara ayrılır. Örneğin zamansal ağrılar akut ve kronik olarak, mekanizmalarına göre ya da fizyopatolojik olarak da adlandırılan ağrılar nosiseptif, nöropatik, deafferantasyon ağrılar ve psikosomatik ağrılar olarak, kaynakladığı bölgeye göre olan ağrılar ise somatik, visseral ve sempatik ağrılar olarak sınıflandırılır. Ağrıları sınıflandırmak için, söz konusu ağrı tiplerine etraflıca vakıf olmak gerekir.

Zamansal (Süreye Bağlı) Ağrılar

Zamansal ağrılar sınıflandırılırken kişinin ağrıyı yaşadığı süre göz önünde bulundurulur. Akut ağrılar bir anda ortaya çıkar ve genellikle kısa süre içerisinde düzelir. Kronik ağrılar ise daha uzun sürelidir ve beraberinde başka problemler getirebilir. Akut ve kronik ağrıların detayları ise şu şekilde:

Akut Ağrılar

Akut ağrıların nedeni çoğunlukla ortaya çıkan bir yapısal hasardır. Dolayısıyla söz konusu yapısal hasarın ortadan kalkması ile birlikte ağrılar da kaybolur. Kemiklerde, kaslarda ya da organlarda meydana gelen yapısal hasar kaygı ya da duygusal huzursuzluk gibi problemleri de beraberinde getirebilir. Akut ağrılar genellikle 3 ila 6 ay arasında düzelmekle birlikte bazen daha kısa da sürebilir. Herhangi bir yaralanma ya da travma durumu akut ağrıların oluşmasına neden olabilir.

Kronik Ağrılar

Genellikle 3 ila 6 aydan daha uzun süren kronik ağrılar çoğunlukla ilaç tedavisine yanıt vermez. Dokularda meydana gelen hassasiyet kronik ağrıların devamlı ve dayanılmaz bir hale gelmesine neden olabilir. Fibromiyalji ve kireçlenme de dahil olmak üzere pek çok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Uzun süreli ve devamlı olduğu için kronik ağrılara çeşitli psikolojik problemler de eşlik edebilir. Kronik ağrılar kendi içerisinde şu şekilde sınıflandırılır:

 

  • Klinik ortamda tanısı konmamış olan bir hastalık nedeniyle ortaya çıkan ağrılar,
  • Nörojenik ya da nöropatik ağrı olarak da adlandırılan periferik ya da santral sinir sistemi hastalıkları ile birlikte ortaya çıkan ağrılar,
  • Psikiyatrik hastalıklar sebebiyle ortaya çıkan ağrılar,
  • Sebebi bilinemeyen ağrılar.

 

Hem akut ağrılar hem de kronik ağrılar hastayı güçten düşürür ve ruh halinin olumsuz etkilenmesine neden olur. Akut ağrılar genellikle ilaç tedavisi ile kontrol altına alınabilirken, kronik ağrıların tedavisi için altta yatan nedenlerin tespit edilmesi ve buna yönelik bir tedavi yöntemi geliştirilmesi gerekir.

Mekanizmalarına Göre (Fizyopatolojik) Ağrılar

Mekanizmalarına göre, fizyolojik ya da fizyopatolojik olarak adlandırılan ağrılar nöropatik ağrı, nosiseptif ağrı, deafferantasyon ağrıları ve psikosomatik ağrılar olmak üzere 4 grupta incelenir.

Nöropatik Ağrılar

Nöropatik ağrılar genellikle periferik ya da santral sinir sistemi yapılarında meydana gelen sorunlar nedeniyle ortaya çıkar. Sinirler aşırı duyarlı bir hale geldiği için sinir fonksiyonlarında patofizyolojik değişimler meydana gelir. Kendisini batma, karıncalanma ya da yanma gibi  gösteren nöropatik ağrılara sinir ucu iltihabı ve sinir sıkışması gibi durumlar örnek olarak gösterilebilir. Sinir yaralanması nedeniyle de ortaya çıkabilecek olan nöropatik ağrılara his ya da güç kaybı gibi belirtiler eşlik edebilir. Sinirlere baskı yapıldığı ya da sinirlerin gerildiği durumlarda ağrılarda artış olabilir. Ağrıların aniden yatışması ya da aniden şiddetlenmesi mümkündür. Ağrıların şiddetli olduğu durumlarda uyku problemleri ya da çeşitli psikolojik problemler görülebilir.

Nosiseptif Ağrılar

Deri, kas ya da bağ dokusu üzerinde meydana gelen bir problem nosiseptif ağrıların oluşmasına neden olabilir. Nosiseptif ağrılarda periferik sinir uçlarının inflamatuar, mekanik ya da oksijen eksikliğine bağlı uyaranlara cevap vermesi sonucu gelişir. Nosiseptif ağrılara örnek olarak eklem kireçlenmelerinden, enfeksiyonlardan ya da dolaşım bozukluklarından meydana gelen ağrılar örnek olarak gösterilebilir. Basit ağrı kesiciler bu tip ağrıların giderilmesi konusunda etkilidir. Duruş şeklini ve hareketleri değiştirmek ağrının azaltılmasına yardımcı olabilir. Aynı zamanda reflekslerde değişiklik ve duyu ya da kas gücü kaybı gibi belirtiler ortaya çıkmaz.

Deafferantasyon Ağrıları

Periferik sinir kesileri ile birlikte spinal, medüller, talamik ya da pontin problemler ile ortaya çıkar. Talamik kanamalar ve Dejerine-Roussy sendromu olarak da adlandırılan talamik ağrı sendromu bu tip ağrılara örnektir.

Psikosomatik Ağrılar

İnsanların fiziksel olarak hissettiği fakat tıbbi olarak herhangi bir karşılığı olmayan ağrılar psikosomatik ağrılar olarak adlandırılır. Bu tür ağrılar genellikle stres, sıkıntı ya da üzgünlük gibi duygular sonucu ortaya çıkar. Psikosomatik ağrılara karın ağrısı, migren ve baş ağrısı, regl ağrıları, kol ve bacak ağrıları ile birlikte boyun ve omuz ağrıları örnek olarak gösterilebilir.

 

Tüm bunların dışında reaktif ağrılar da fizyopatolojik ağrı grubuna girer. Halk arasında kulunç olarak da bilinen ağrılar reaktif ağrılar olarak adlandırılır.

Kaynaklandığı Bölgeye Göre Ağrılar

Kaynaklandığı bölgeye göre ağrılar sinir ve organ sistemlerine göre değerlendirilir. Somatik, visseral ve sempatik ağrılar olarak 3 grupta incelenirler.

Somatik Ağrılar

Somatik ağrıların taşınması sinir lifleri aracılığıyla gerçekleşir. Batma, sızlama ya da zonklama şeklinde olan bu tip ağrılar ani olarak başlar ve genellikle keskindir. Sinirlerin yayılmaya başladığı bölgelerde daha net algılanır. Travmaya bağlı olarak gelişen durumlarda ya da kırık ve çıkık oluşumdan ortaya çıkan ağrılar somatik ağrılar olarak adlandırılır.

Visseral Ağrılar

Visseral ağrılar genellikle iç organlardan kaynaklanır. Örneğin bağırsaklarda gerilme meydana gelirse bu durum bağırsakların çeperinde bulunan sinirleri etkileyebilir ve netice olarak ortaya ağrılar çıkar. Yeri kolay saptanamayan bu tip ağrılar genelde başka bölgelere doğru yayılım gösterir. Örneğin pankreas ağrıları omza, kalp ağrısı kola ve apandisit ağrısı da göbeğe yayılır.

Sempatik Ağrılar

Sempatik sinir sisteminden kaynaklanan sempatik ağrılar, kendisini hastalıklar geçtikten uzun süre sonra gösterebilir. Yanma tarzında olan bu ağrılar özellikle soğuk havalarda ve geceleri şiddetini artırır. Kol ya da bacaklarda meydana gelen ağrılarda deride deformasyon görülmesi mümkündür.

 

Ağrının tipi ne olursa olsun, nedenlerinin tespit edilmesi ve doğru tedavi yöntemlerinin uygulanması adına bir doktor kontrolü gerekir.

bir yorum bırakın